// İçindekiler
David Durman’ın iş yerinde ChatGPT kullanmaktan kurtulmak için Tanrı’ya inanması gerekmedi. Durman bir hümanist, yani ahlaklı bir hayatı doğaüstüne başvurmadan kuran biri. Kentucky Üniversitesi onu Eylül 2026’da yapay zekâ kullanımından muaf tuttu; dayanak, bir Yedinci Gün Adventistine cumartesileri izin veren yasanın ta kendisi. Zemini sohbet robotlarından çok önce 1960’ların askerlik karşıtları hazırlamıştı: Tanrı’ya inandıklarını öne sürmeden savaşmayı reddetmişlerdi. Daha da önce, 1961’de, ABD Yüksek Mahkemesi’nin bir dipnotu “Seküler Hümanizm”i Budizm ile aynı listeye koymuştu.
TechCrunch haberi 29 Ekim’de yazdı; Amerikan Hümanist Derneği’nin bu kazanımı duyurmasından üç gün sonraydı. Neyin söz konusu olduğunu başka bir hikâye gösteriyor. Coinbase’in CEO’su Brian Armstrong Ağustos 2025’te bir podcast’te mühendislerine yapay zekâ kodlama asistanlarını kurmaları için bir hafta verdiğini anlattı. Kurmayanları cumartesi günü bir toplantıya çağırmış, geçerli bir gerekçesi olmayanlardan bazılarını işten çıkarmış. Armstrong bu yöntemi kendisi de sert bulduğunu söyledi. Durman’ın örneği, çalışanların hayır demek için hukuki bir yolu olduğunu gösteriyor.
Fırsat Eşitliği Ofisi’ne bir mektup
Durman üniversitede idari çalışan. Araştırmacılara hibe başvurularını hazırlamada yardım ediyor. Henüz kimse ona yapay zekâ kullanmasını emretmedi; iş arkadaşları ve yönetim herkesi bu araçları denemeye teşvik etti, o kadar. Durman teşvikin emre dönüşmesini beklememeye karar verdi. Ona itici gücü başkasının örneği verdi: yazılım mühendisi Erin Maus bahar aylarında aynı türden bir muafiyet almıştı.
Ağustos sonunda üniversitenin Fırsat Eşitliği Ofisi’ne yazarak inançlarına dayalı bir uyarlama istedi. Eylül ortasında ofisle görüştü, 25 Eylül’de ofis talebi onayladı ve bölümüne aşırı bir yük getirmediği sonucuna vardı. Zaman çizelgesi ve mektubundan alıntılar, başvuruyu hazırlamasına yardım eden hümanist derneğin basın bültenine dayanıyor.
Gerekçesi felsefi. TechCrunch’a şöyle dedi: “Kendimiz ve başkaları için ahlaki özneler olmamızın yolu, zihnimizi etkin biçimde kullanmaktan geçiyor.” Ona göre bu düşünmeyi bir makineye devrederseniz, ahlaki davranma yetisi kaçınılmaz olarak aşınır. Mektubunda başka itirazlar da var: yapay zekâ insanların geçim kaynaklarını tehdit ediyor, çevreye zarar veriyor ve insan yaratıcılığını köşeye sıkıştırıyor. Mektup net bir cümleyle bitiyor: “Vicdanım elvermediği için bu teknolojinin kullanımına ve yaygınlaşmasına katılamam.”
Hukuken Tanrısız din
Nisan 1964’te Elliott Welsh bir vicdani retçi formu doldurdu. Formu imzaladı, ama yalnızca “dinî eğitimim ve” sözcüklerini çizdikten sonra. Savaşa bakışının tarih ve sosyoloji okumalarından geldiğini söylüyordu. Welsh askere alınmayı reddettiği için mahkûm edildi, ama Yüksek Mahkeme 1970’te bu mahkûmiyeti bozdu. Yargıçlara göre derinden benimsenmiş ahlaki kanaatler, inanç gibi savaşmama hakkı veriyor. Mahkeme beş yıl önce, Daniel Seeger davasında, bu hakkı inancı yaşamında geleneksel inananlar için Tanrı’nın tuttuğu yere denk bir yer tutan herkese zaten genişletmişti.
Aynı mantık iş hukukunda da işliyor. 1964 tarihli Sivil Haklar Yasası’nın VII. Başlığı, işverenlerin din temelinde ayrımcılık yapmasını yasaklıyor ve dine uyarlama yapmalarını şart koşuyor. Yasayı uygulayan federal kurum olan Eşit İstihdam Fırsatı Komisyonu (EEOC) dini çok geniş tanımlıyor. Tanrı’ya inanmak şart değil: doğru ve yanlışa dair ahlaki inançlar da, kişi onları dinî inanç gücüyle benimsediği sürece sayılıyor.
Kökler bundan da eskiye gidiyor. 1961’de Yüksek Mahkeme Roy Torcaso davasına baktı. Maryland, Tanrı’ya inandığını beyan etmeyi reddettiği için onu noter olarak atamamıştı. Mahkeme Torcaso’nun lehine karar verdi. Kararın 11. dipnotu metninde Tanrı inancı öğretmeyen dinleri sıraladı: Budizm, Taoculuk, Etik Kültür ve Seküler Hümanizm. Bunların hepsi ABD hukuku; diğer ülkelerin kendi kuralları var.

// Zaman çizelgesi
- Torcaso: Yüksek Mahkeme, Seküler Hümanizm’i Tanrı inancı olmayan dinler arasında sayıyor.
- Seeger: askerlik muafiyeti, Tanrı inancına “denk” kanaatleri de kapsıyor.
- Welsh: mahkeme, formdan “dinî” sözcüğünü çizen retçiyi koruyor.
- Groff: işverenlerin dinî bir uyarlamayı reddetmesi çok daha zorlaşıyor.
- Yazılım mühendisi Erin Maus, Üniteryen Üniversalist olarak yapay zekâ muafiyeti kazanıyor.
- Kentucky Üniversitesi, hümanist David Durman’ı yapay zekâyı bizzat kullanmaktan muaf tutuyor.
Durman eski yöntemlere duyduğu sevgiyi gerekçe göstermiyor. Bir insanın ahlakının nereden geldiğine dair bir inanç sistemini gerekçe gösteriyor; hukukun aradığı da bu.
İnancın bittiği, hoşlanmamanın başladığı yer
Patronunuza ChatGPT’nin canınızı sıktığını söylemek size muafiyet kazandırmaz. EEOC açıkça söylüyor: toplumsal, siyasi veya ekonomik felsefeler ile salt kişisel tercihler dinî inanç sayılmaz. Yasa bir ürün incelemesi değil, bütün bir dünya görüşü arıyor.
Öte yandan işverenin bu dünya görüşünün doğru olup olmadığına karar vermek gibi bir hakkı yok. Samimiyet genel olarak varsayılır; komisyon, birinin bir inancı “doğru” nedenlerle benimseyip benimsemediğinin önemli olmadığını belirtiyor. Hiçbir kilisenin onu onaylaması da gerekmiyor.
Durman’a ilham veren mühendis Erin Maus bunun nasıl işlediğini gösteriyor. 2026 baharında Kuzey Karolina’da çalışan ve Üniteryen Üniversalist olan Maus, etik ve çevresel gerekçelerle yapay zekâdan muaf tutulmayı istedi. Mezhebinin yapay zekâ konusunda henüz resmî bir tutumu yok; biri hâlâ hazırlanıyor. Mayıs ortasında şirketi kabul etti. Maus’un Business Insider’a söylediği şu sözleri Futurism aktardı: “Kodumu elle yazıyor ve elle gözden geçiriyorum; bunu söylemek çılgınca geliyor.” Yapay zekâ olmadan işlerini onu kullanan bir meslektaşı kadar hızlı bitirdiğini fark etmiş. Yapay zekânın aslında her şeyi değiştirmiyor gibi göründüğünü söyledi.
İşverenin “hayır” demesi neden zor
Samimi inanç tek başına muafiyet garantisi vermez: uyarlama çok pahalıya mal olacaksa işveren reddedebilir. Ancak 2023’te bu çıkış yolu epeyce daraldı.
Posta dağıtıcısı Gerald Groff pazar gününü dinlenme günü olarak koruyordu. Sonra Posta İdaresi Amazon ile anlaşma yaptı ve pazar günleri de paket dağıtmaya başladı. Groff 2019’da işten ayrıldı ve açtığı dava sonunda Yüksek Mahkeme’ye kadar gitti. Karar oybirliğiyle, 9’a 0 çıktı. Bundan önce birçok mahkeme, işverenin önemsiz bir miktardan fazlaya mal olan her uyarlamayı reddetmesine izin veriyordu. Artık yükün, işletmenin bütünü bağlamında ciddi olması gerekiyor.
Bunu yapay zekâya uygulamak karmaşık. Haziran 2026’da FordHarrison hukuk bürosunun avukatları, hangi durumlarda bir ret kararının hâlâ ayakta kalabileceğini sıraladı. İş yapay zekâ olmadan imkânsız olabilir, bir müşteri sözleşmesi bunu şart koşabilir ya da yapay zekâ şirketin çekirdek sistemlerine gömülü olabilir. Yapay zekânın “önemli” ya da “verimli” olduğuna dair genel iddialar yetmeyebilir. Coinbase mühendislerinden biri samimi bir dinî inanca dayansaydı, şirketin o mühendisi muaf tutmanın işi ciddi biçimde zedeleyeceğini kanıtlaması gerekirdi. Henüz hiçbir istinaf mahkemesi böyle bir uyuşmazlığa karar vermedi; bilinen bütün vakalar şimdiye dek şirketin içinde çözüldü.
Yapay zekâ düğmesi ekranda kalıyor
Durman’ın muafiyetinin açık sınırları var. Hukuki bilgi sitesi FindLaw’a göre Microsoft Teams’teki Copilot, ChatGPT ve Claude gibi araçlara itiraz etti ve artık bunları kendisi kullanmak zorunda değil. Ama toplantılara yine katılıyor, materyallerini yine meslektaşlarıyla aynı yapay zekâlı platformlar üzerinden gönderiyor. Toplantı Teams’te yapılıyorsa Copilot orada duruyor; Durman sadece onu açmıyor.

Buna benzer daha çok talep gelmesi muhtemel. Papa XIV. Leo yapay zekâyı insan onuruna yönelik bir tehdit olarak nitelendirdi. Hümanist derneğin kadrolu avukatı Alexandria Huiskens, bu kaygının Katolik öğretide, Üniteryen Üniversalizm’de ve hümanizmde aynı şekilde yer aldığını söylüyor. Derneği, inanmayanların yasanın onları da koruduğunu bilmesini istiyor.
Durman kimseyi yanına çekmeye çalışmadığını söylüyor; yalnızca benzer kuşkuları olanların bunlar doğrultusunda harekete geçmekte kendilerini özgür hissetmesini umuyor. Üniversite bir şartla evet dedi. Üniversite sözcüsü Jay Blanton TechCrunch’a, uyarlamanın “çalışanın görevinin temel işlevlerini yerine getirmeyi sürdürmesine olanak tanırken” geçerli olduğunu söyledi. “Teknoloji ve iş sorumlulukları geliştikçe, uyarlamalar makul ve uygulanabilir kalmaya devam etsin diye gözden geçirilebilir.”







